BAŞKA BİR DÜNYANIN ZERAFETİ


Ulus Baker bakış açısı mefhumu’nu anlatırken başka dünyadan olmanın taşıdığı zarafeti, hayvanlardan örnek vererek şöyle açıklıyor. Bir kuğu diyor, kendi dünyası olan sudan çıkıp karaya ayak bastığında paytak paytak yürümeye başladığında, onun bu kusuru bizde bir hayranlık uyandırır; kesinlikle acımayız ona. O sarsak yürüyüş hoşumuza gider çünkü zariftir. Kuğunun kendi dünyasından bizlere taşıdığı bir zarafet, bir ışıldama vardır. İşte philia yani dostluk, sevgi ya da aşk olarak karşılayabileceğimiz duygulanımın başlangıcının da bu öte ya da başka dünyaya duyulan hoşlanma ve merakla başladığının vurgusunu yapıyor. Kapadokya coğrafyası bir başka dünyanın bu dünyadaki yansıması gibidir. Ana karakterini insan etkisinden azade tektoniğinden alan Kapadokya aslında başka bir dünyadan bizim hayatımıza zamansal ve mekansal çakışma dolayımıyla girmiş ve bizde kim olduğumuzdan, kültürel ve iktisadi arka planımızdan bağımsız olarak karada yürüyen kuğuya duyduğumuz hayranlığı uyandırmaktadır.
Ancak bu hayranlık ‘emeksiz’ beliren bir duygudur Baker’e göre ancak anlamamız gereken şey bu “nötr” düzlemin bir duygu ya da tutku içermemekle birlikte, algısal temas oluşturduğu ölçüde son derece güçlü bir tutkular potansiyeli taşıdığıdır. Bu potansiyelin ne tür bir ilişki kurma biçimi üreteceği ise bu duygulanıma maruz kalanla ilgilidir.
Kapadokya özelindeki temel tartışmamız aslında tam da burada başlamaktadır. Kendiliğinden oluşan bu hayranlık duygusunun barındırdığı potansiyellerin nasıl ortaya çıktığı ve ne tür ilişkisellikler ürettiği sorunsalı. Tarihini belirli bir dönemine kadar ağır aksak bir süreklilik içinde gelişen bu ilişkiler belirli dönemlerde kopuşlar yaşamış ve günümüze kadar gelmiştir. Dolayısıyla bu hayranlık duygusunun burada yaşayan ve ziyaret edende nasıl karşılık bulduğu ve bunun mekana nasıl yansıdığı önemli ve belirleyicidir.
Bu sorunsala bağlı bir diğer önemli tartışma konusu ise sınırlarla ilgilidir. ‘Kapadokya’nın, yani bizde hayranlık uyandıran bu zarafetin nerede başladığı ve dolayısıyla nerede bittiği sorusudur söz konusu olan.
Sözü daha fazla uzatmadan başka bir dünyanın zerafeti bölümünü önemli olduğunu düşündüğümüz 2 soru ile bağlayalım.
‘KAPADOKYA NEREDE BAŞLAR NEREDE BİTER?’
‘KAPADOKYA İLE NASIL YAŞANIR?’

Zerafete ilişmek
Başka dünyanın zerafetini dışarıdan tanım(lam)ak kadar onunla içiçe/yanyana olma halleri de başka sorular ve sorunlar yumağıyla karşılar bizi. Bu zarafete bir aşk derecesinde karşılık vermeye çalışan insan, onunla ruhsal olduğu kadar fiziki bir ilişki de kurmaya girişmiş ve onun bedeninde kendisine yer açmıştır. Bu türden bir insan eylemliliği, dünya dışı zerafetin bir parçası olmak, onun bedeninde ondan izin bulduğu kadar kendi varlığını kurmak, adeta ona sığınmak yolu ile onun altında var olmaya çalışmaktır. Bu durum kendisini kapadokya coğrafyasının tam içinde yer tutmuş insan yaşantılarında göstermektedir. Uçhisar buna bir örnek oluşturabilir. Bir yandan başka dünyadan gelmiş gibi duran bir tektonik, diğer yandan ise oldukça bu dünyalı yaşam pratiklerinin biraradalıklarıdır söz konusu olan.
Uçhisar kalesinin giriş meydanı bize bir fırsat sunmaktadır. Kaleye ilişme ve onunla birlikte bir takım halinde çalışma fırsatı. Kalenin kendine kabul edeceği misafirlerin geçeceği bir kapı, yanlarında anılar alıp gidecekleri bir tezgah, gölgesinde güneşten yağmurdan kardan korunacakları bir saçak. Mevsime göre değişen rutinlerle açılıp kapanan bir topoğrafya.

Bu dünyanın sefaleti
Sefalet bir yokluk ifadesidir. Kapadokya coğrafyasında yer tutan modern kentleşme pratiğinin ürünleri bu dünyanın sefaletleridir. Başka dünyanın zerafetine bir aşkla karşılık veremezler. Kendi içlerinde bir bütünlük, doygunluk ve mutluluk üretemezler. Bu zerafetle karşılaşma hallerinde beceriksiz, savruk ve fütursuzdurlar. Onları yeniden sevgiye, mutluluğa ve doygunluğa yöneltmek zor ama mühimdir.
Peki bu nasıl sağlanabilir, yani insanlar nasıl daha iyi bir kent, kır ya da özetle yaşam alanı talebinde bulunabilir? Bu öncelikle “İYİ”yi tanımlamakla ilgilidir. Bu noktada bizim önerimiz İKİ. Nedir İKİ?
İYİ KENT İNSİYATİFİ
Bu insiyatif yaşam alanlarını tüm veçheleriyle ele alan bir oluşumdur. Çoğulcu, katılımcı bir fikir ortamı ve fikirlerin eyleme geçmesinin yollarını araştıracak olan İKİ temelde mekana dair bir dizi talebin üretilmesi ve mekanın dönüştürülmesine ilişkin yönelimlerin oluşturulması ve yönlendirilmesini amaçlar. Bir diğer deyişle sefaletten sıyrılmanın yollarını araştırır ve gösterir. Bunu ilgili tüm birey, grup ve toplulukların katılımıyla sağlar. Bağlama ilişkin mekanı ilgilendiren herşey İKİ’nin ilgi alanındadır. Kaldırım, nazar ağaçları, su, kara başlı kirazkuşu, ….