SERGİ: proglego: kendi AVM ni kendin yap // EXHIBITION: Build your own shopping mall

Vitra Çağdaş Mimarlık Dizisi için bir sergi önerisi, 2012

Proglego, tasarladığımız program oyuncağı için bizim ürettiğimiz bir kelime. Bir oyuncak yapma fikri Saitali ile yaptığımız ilk toplantıda ortaya çıktı. Şunu fark ettik ki tüm AVM’ler her ne kadar birbirlerinden ayrışmaya çalışsalar da aslında birbirlerine benziyor ve kentsel bağlam içinde temelde aynı maddi ve manevi fonksiyonları yerine getiriyorlar. Bu illüzyonlu durumu nasıl temsil edebiliriz diye sorguladığımızda kendi içinde bir serbestlik tanıyan ama kümülatif olarak aynı çerçeve içinde kalacak bir formülasyon geliştirmeye çalıştık. Proglego sanıyoruz bu isteğimizi karşılayan bir tasarım oldu çünkü fiziki olarak toplamda aynıydı ancak kullanıcı müdahalesiyle farklılaşıyordu. Kendi AVM’nizi yapıyordunuz ama aslında birbirlerinden pek de farklı değillerdi.

Exhibited project made for Vitra Contemporary Architecture Series, 2012

An exhibit on commercial structures of everyday life in contemporary society. a research and commentary by a team of 14 architects, on display in a series of mobile boxes. 8arti studies on program of shopping malls and gives chance to exhibit visitors to build their own structure by using “proglego”-an architectural model toy. Actually you can build your own mall but all the malls are almost the same due to their programmatic nature.

YER / LOCATION
Istanbul

TARİH / DATE
2012

KURUM / INSTITUTION
Vitra / Vitra

SERGİ ADI / NAME OF EXHIBITION
Mutluluk Fabrikaları / Factories of Happiness

TEKNİK DESTEK / TECHNICAL SUPPORT
Kıvanç Başak

VİDEO / VIDEO PRODUCTION
Kıvanç Başak, Ferit Katipoğlu

Saitali bize sergi fikriyle ve elinde basılı A4’lerle geldiğinde açıkçası bu kadar yoğun ve karmaşık bir kurgunun altından kalkılabileceği konusundaki kuşkularımızı dile getirmemiştik. Ortaya koyduğu süreç oldukça karmaşık, girift ve kapsamlıyken, ele aldığı konu da kolayca altından kalkılabilecek cinsten değildi. AVM’lerle ilgili böylesine kapsamlı bir bakışı kurgulamak oldukça zor bir işti. Bu çerçevede Saitali, profesyonel kariyerimizi de göz önüne alarak bizim için program temasını uygun bulduğunu söyledi ki üzerinde biraz düşününce bizim de aklımıza yattı. Serginin akademik bir dilden çok popüler bir dili tercih etmesi sebebiyle bizim de bu bakış açısına uygun bir yaklaşım sergilememiz gerekiyordu. Her ne kadar kolay görünse de popüler bir düzlemde AVM’leri ve onların programlarını yorumlamak akademik bir yaklaşımla bir üretim yapmaya nazaran daha zor bir uğraş olmaya adaydı. Çünkü akademik anlamda AVM’ler ve onların kentsel bağlamdaki rolleri oldukça irdelenmiş ve hemen hemen konsensusa ulaşılmış meselelerdi. Ancak Saitali’nin çizdiği çerçeve bize bu konuya bambaşka bir açıdan bakmanın gerekliliğini hatırlatır cinstendi. Biz de elimizden geldiğince bunu yapmaya gayret ettik.

 

SÜREÇ: Serginin içerisinde bize uygun görülen program teması çerçevesinde bulunmayı kabul etmemizi takiben bir e-mail deryasına daldık. Saitali Köknar, Pelin Derviş, Ahmet Önder, Müge Ayşe Velioğlu ve Didem Ateş Mendi’den toplam 77 email aldık bu süreçte, gönderdiklerimizi saymıyoruz. Saitali’den gelen mailler çoğunlukla sürecin ilerleyişine dair ekipleri bilgilendirmek ve birbirlerinden haberdar etmekteydi. Pelin Derviş’ten gelen mailler teknik ekipman ve finansal konulara yoğunlaşmıştı. Ahmet’in mailleri kasaların üretilmesi ve bizim tasarımlarımızla nasıl entegre olacağı ile ilgiliydi. Müge Ayşe Velioğlu’nun mailleri açılış ve davetiye konularına yoğunlaşmıştı. Didem Ateş Mendi’nin mailleri ise kutular üzerine uygulanacak olan grafik işlerine dairdi. Oldukça iteratif bir biçimde gelişti süreç ve neredeyse aldıklarımız kadar e-mail yolladık. Tüm bunları düşününce sürecin en başında Saitali’ye dillendirmediğimiz kuşkularımızın haksız olmadığı ortaya çıkıyor. Çünkü gerçekten çok iç içe, takip etmesi zor ve bir o kadar da beceri isteyen bir durum ortaya çıktı ancak rahatlıkla söyleyebiliriz ki altından çok ustalıkla da kalkıldı.

 

ÜRETİM: Üretim sürecinin ofisteki işler nedeniyle bizim tarafımızdan birebir takip edilmesi olanaklı değildi. Bu konuyu Saitali’ye ilettiğimizde bize Kıvanç Başak’ın asistanlık yapabileceğini söyledi. Kıvanç, İTÜ mimarlığı bitirmek üzere olan bir öğrenci ve çok aktif bir kişi. Kıvanç’ın üretim sürecindeki katkısı önemliydi bizim için, işin finalize edilmesinde birebir yer aldı, çizimler, fikirler üretti, uyguladı ve uygulattı. Başta oyuncağın ahşap malzemeden üretilmesini istedik ancak ne yazık ki koşullar buna elvermedi ve biz de mecburen pleksiye dönmek zorunda kaldık. Plekside de işler o kadar kolay olmadı. Modülümüzün büyüklüğü, nasıl parçalandığı ve kaç mm pleksilerden oluşacağı konuları ayrı ayrı düşünülmeli ve optimize edilmeliydi. Uzun uğraşlar sonucu bu noktaya varabildik. Özetle üretim süreci tahminimizden daha fazla zorladı bizi ve şunu gördük ki Türkiye’de standart dışı bir üretim yaptırmak çok güç ve iyi sonuç elde edebilmek için doğru kişilerle karşılaşmanız gerekli. Biz de bunu yapabilmek için birkaç farklı üreticiyle çalıştık. Son noktaya gelene kadar oyuncağın modüllerinin çizimlerini yaptık, pleksiden ürettirdik ve sonunda sergideki haline getirdik.

 

Tüm sergiye ulaşmak için tıklayın

Click here to see the whole exhibition.